Mutfağınızdaki Şifa Kaynağı:BAL

 

Allah’ın Kur’an-ı Kerim’de “onda insanlar için şifa bulunur” dediği bal, mutfaklarımızın vazgeçilmezleri arasındadır. Balın mideye, göze, ağız ve boğaz hastalıklarına, damarlara, sarılık hastalığına, sızı ve ağrılara yönelik tedavi edici birçok özelliği bulunmaktadır.

 

 “Rabbin bal arısına vahyetti: Dağlardan, ağaçlardan ve insanların kurdukları kovanlardan kendine evler edin! Sonra her türlü üründen ye de, Rabbinin sana müyesser kıldığı yollara çık. Karınlarından, çeşitli renklerde bir şerbet çıkar ki, onda insanlar için şifa bulunur. Düşünen bir topluluk için bunda bir âyet vardır. (Nahl, 68-69)

M.Ö 3500 yıllarına kadar uzanan, tarihin en eski mesleklerinden biri olan arıcılık sayesinde, Kur’an-ı Kerim’de işaret edilen mucize gıda “bal”la tanışıp, onun saymakla bitmeyen faydalarına erişebiliyoruz…

Peki, içeriğinde bu denli şifalar barındıran “bal” mucizesi nasıl oluşuyor biliyor musunuz? İşte Kur’an’ın ifadesiyle “arının karnındaki yarı sindirilmiş” bu özel gıdanın mucizevî oluşum öyküsü…

 

Bal mucizesi

Bilindiği gibi balın ana malzemesi, arıların çiçeklerden ve meyve tomurcuklarından topladıkları “nektar”lardır.

Arıların meyve ve çiçeklerden topladıkları nektar, midelerindeki “bal midesi” diye adlandırılan özel organda, kimyasal bir değişime uğrar ve içinde birçok vitamin ve mineral bulunan ağır şekerli bir sos halini alır. 

Daha sonra bal, bu çalışkan canlılar tarafından “kusularak”, kovanlarındaki hücrelere yerleştirilir ve bozulmaması için üzerleri mumdan bir kapakla örtülür.

Bal, petek içindeyken arılarca sağlanan özel havalandırma sistemi sayesinde bildiğimiz tat ve kıvamına gelir.

Üretilen bu balın rengi, şeker dengesi ve tadındaki farklılık tamamen toplanan nektarların çeşidiyle alakalıdır. Balın kokusunu, çiçeklerdeki aromalı "volatil" yağı verir ki bu yağ, aynı zamanda çiçeklerin kokularını sağlayan yağdır.

Bir-iki cümleyle bilimsel yönünü açıkladığımız bal üretimi, aslında çok büyük bir çaba gerektirir. Örneğin, sadece 500 gram ham nektarı toplamak için 900 arının bir gün boyunca çalışması gerekmektedir. Toplanan bu miktarın ise ancak az bir kısmı bala çevrilebilir.

Çiçeklerdeki nektardan elde edilecek balın miktarı, tamamen getirilen nektarın şeker oranına bağlıdır. Örneğin; elma çiçeğinin fazla şekeri bulunmaz. Bu yüzden bu ağaçtan elde edilen nektarın çok azı bala dönüştürülebilir.

Bal yapımını hayatın içindeki basit bir programlandırmadan, büyük bir mucizeye çeviren şey ise, bal arılarının çok az miktarda bal üretebilmek için verdikleri kıyasıya mücadeledir…

Örneğin, 450 gramlık saf balı elde edebilmek için yaklaşık olarak 17 bin balarısının 10 milyon çiçeği ziyaret etmesi gereklidir. Arının yiyecek aramak için ihtiyaç duyduğu ortalama bir gezinti, yaklaşık olarak 500 çiçek ziyaretini gerektirir ve bu 25 dakika sürer. Bu yüzden 450 gram saf bal elde etmek için arıların 7000 iş saati çalışmaları gereklidir.

Son derece zahmetli ve yapılması mümkün olmayan bir iş gibi dursa da, arılar, balı ihtiyaçlarından kat kat daha fazla üretirler. Kuşkusuz ki bu, Allah'ın insanlara verdiği güzel bir nimet ve görmeyi becerebilenler için kusursuz bir mucizedir…

 

Balın içeriği

"Sizin için hayvanlarda da elbette ibretler vardır, size onların karınlarındaki fers (yarı sindirilmiş gıdalar) ile kan arasından, içenlerin boğazından kolaylıkla kayan dupduru bir süt içirmekteyiz." (Nahl Suresi, 66)

Balın hiç şüphesiz ilk akla gelen özelliği tadını doyulmaz kılan şeker lezzetidir. Bu özel lezzeti bala içeriğinde bulunan 3 özel bileşik sağlar; Üzüm şekeri (% 34), sakroz (% 2) ve meyve şekeri (% 40).

Bundan başka, balın % 17'si su, geri kalan % 7'lik bölümü ise demir, sodyum, sülfür, magnezyum, fosfor, polen, manganez, alüminyum, gümüş, albümin, dekstrin, nitrojen, protein ve asitlerden oluşur. Balın kalitesini belirleyen ise, bu % 7'lik karışımın niceliğidir.

Balı sofra şekerinden ayıran çok önemli bir fark vardır. Şeker, ancak sindirim sisteminde değişime uğradıktan sonra kana karışabilirken, bal sindirime gerek olmadan çok süratli bir şekilde kana karışır. Çünkü balın içeriğindeki şeker karışımı, “basit şeker” diye adlandırılan, vücudun sindirime gerek olmadan emebildiği çok özel bir karışımdır… Yani balın çok özel mucizelerinden biri de, insan vücudunun en yüksek derecede ve en hızlı şekilde faydalanacağı şekilde tasarlanmış olmasıdır. Ilık su ile karıştırılan balın, birkaç dakika içinde vücuda enerji verdiği bilimsel olarak tespit edilmiş bir gerçektir…

 

Şifa kaynağı bal

“...Onların karınlarından türlü renklerde şerbetler çıkar, onda insanlar için bir şifa vardır. Şüphesiz düşünen bir topluluk için gerçekten bunda bir ayet vardır.” (Nahl Suresi, 69) 

Kuran’da defalarca zikredilen ve şifaları övülen mucize besin “bal”ı, Peygamber Efendimiz de övmüş ve bu besinin yenilmesini tavsiye etmiştir… İşte Allah Resulü’nün (s.a.s.) bal hakkındaki birkaç hadisi şerifi:

“Bal şerbetinden daha üstün bir ilaç bulunmaz.”

Enes İbn Malik (r.a): “Peygamber (s.a.s.) hasta olduğu zaman, ağzına bir avuç çörekotu atar, üzerine de su veya bal şerbeti içerdi.” demiştir.

“Her kim, her ay üç gün aç karnına bal şerbeti içerse felç, cüzzam ve abraşlık gibi hastalıklardan korunmuş olur.”

“Doğum yapan (lohusa) kadınlar için yaş hurma, hasta kimseler için bal gibi şifa yoktur.”

“Bal bütün devaların efendisidir. Onun hakkında Allah Teâlâ  ‘insanlar için onda şifa vardır’ buyuruyor.”

 

İbn-i Sina diyor ki:

1- Bal mideye kuvvet verir.

2- Göze kuvvet verir.

3- Şerbeti ile gargara yapılırsa, ağız ve boğaz hastalıklarına şifa verir.

4- İdrarı söktürür.

5- Şerbeti içilirse damarları açar.

6- Sarılığa, karındaki toplanan sulara karşı şifa kaynağıdır.

7- Çeşitli sızı ve ağrılara karşı iyi gelir.

8- Bal, çörek otu yağ karıştırılıp içilirse, mafsal ağrılarını izale eder.

9- Balgamı keser.

10- Soğuktan meydana gelen bütün hastalıklara karşı şifalıdır.

11- Nar suyuna karıştırılır göze sürme gibi çekilirse, gözün keskin görmesini sağlar.

12- Bal, su ile şerbet yapılır, içilirse karın ağrısını izale eder.

 Hatice Kübra Tongar | Sayı: 60 |  01.03.2009 moral dünyası dergisi

 

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !